Cuma, Mayıs 18, 2012
YazI Boyutu
HABERLER İYSAD Duyurular Et Piyasası Hakkında

Et Piyasası Hakkında

Üyelerimizden Barbaros Bulutoğlu'nun Hürriyet Ekonomi'de yaptığı "Et Piyasası Hakkında" konulu röportajı.

Röportajın orjinali için tıklayınız.

Türkiye'nin en büyük iki hazır yemek firmasından biri olan Yemekçi'nin Yönetim Kurulu Başkanvekili Barbaros Bulutoğlu, devletin ithal et kararını desteklediklerini ve bu durumun içerideki üretimi etkilemeyeceğini söyledi. Bulutoğlu, "Türkiye gibi nüfusunun yüzde 70'i dar gelirli olan bir ülkede siz 35 liraya kıyma, 55 liraya pirzola satabilir misiniz? Bu bir temel gıda maddesi. Türkiye istese de istemese de ithalata izin vermek zorundayız" diye konuştu.

Son günlerde gündeme gelen ithal et tartışmaları ve büyük üreticilerin sektörden çekilmesi ile ilgili konuşan Bulutoğlu, biraz da bardağın dolu tarafından bakılması gerektiğini savundu. Türkiye'de bir ara iç piyasada et bulamaz haline geldiklerini kaydeden Bulutoğlu, şöyle devam etti:

"Normalde gıda sektöründe vadeler 90-100 gündür ama iş öyle bir noktaya gimişti ki masaya para koymadan eti göremiyordunuz bile. Tas kebabı için eti bulamaz hale gelmiştik. Normal bir hanehalkı et pahalı olduğu zaman almaz fakat bizim durumumuz öyle mi? Yüzlerce firmaya hizmet veriyoruz, anlaşmaları çok önceden imzalanmış. Pahalı da olsa almak zorundasınız. Bu yüzden birçok hazır yemek firması battı, salamcı sucukçu battı, esnaf battı, insanlar işlerini kaybetti. Kimse bunları konuşmuyor."

YÜKSEK ETTEN 25 MİLYON LİRA ZARAR ETTİK

10 liralık ete 18 lira vermek zorunda kaldıkları günleri hatırlatan Bulutoğlu, "Benim iki senede yüksek et nedeniyle 25 milyon lira zararım oldu. Ama ben dayandım, gidip fabrikalarımı, tesislerimi kapatmadım. Şimdi piyasadan çekilenler de bu kadar acele etmeyeceklerdi" dedi.

Tarım Bakanlığı'nın et ithalatı kararının çok önemli olduğunu belirten Bulutoğlu, "Siyasi görüş ne olura ne olsun iyi yapılana destek olacağız. Türkiye gibi nüfusunun yüzde 70'i dar gelirli olan bir ülkede siz 35 liraya kıyma, 55 liraya pirzola satabilir misiniz? Bu bir temel gıda maddesi. Türkiye istese de istemese de ithalata izin vermek zorundayız" diye konuştu.

SADECE KÖPÜK GİTTİ, ENDİŞEYE GEREK YOK

İthal etin içeride besiciliği bitirip bitirmeyeceği yönündeki tartışmalara da değinen Bulutoğlu, endişelenecek bir durum olmadığını ileri sürdü. Şu anda et fiyatları üzerindeki köpüğün alındığını ve besicilerin 13-14 liraya eti satabileceğini kaydeden Bulutoğlu, şöyle devam etti:

"Eskiden büyük firmalara satanlar şimdi dönüp direk yemek firmalarına, kasaplara satacaklar, mezbahalarda kestirecekler. Besiciler 2 sene önceye kadar 7 liraya satıyorlardı, bir ara 18 liraya kadar geldi. Şimdi de 13 liraya satsın. Aşırı kâr olmayacak sadece, işin köpüğü gitti" dedi.

Kullanıcı Hesapları

AÇ GÖZLÜLER ve RÜŞVETÇİLER SAĞLIĞIMIZI ÇALIYOR !

İş dünyasında çalışanlar sanıyor ki öğle yemekleri kurumsal, prestijli bir catering markasından geliyor, uzaktan görünen resim böyle... Oysa ki hiçbir izin ve kalite belgesi olmayan merdiven altı, böcekli bir taşerondan geliyor olabilir.

İYSAD ( İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği ) Başkanı Sadık Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda şunları ifade etti:
“ Yemek hizmetini alan şirketin yetkilisi rüşvet yani kibarcası komisyon sevdasına, saygın catering firması kapasitesi yetmediği halde pazarın her segmentini ele geçirme sevdasına ve taşeron hizmeti veren küçük işletme ki ben buna işletme bile diyemem kayıt dışı merdiven altı üretici diyelim, bunlar da ekmek parası davasına el birliği ile milyonlarca çalışanın sağlığını, ülkemizin, sektörümüzün geleceğini tehdit ediyorlar ”“ Bu zincir içinde olan çalışanlara oluyor. Çünkü onlar sektörün en saygın firmalarından biri tarafından doyurulduğunu sanıyor, sağlığı ile oynandığını bilmiyor."

AÇ GÖZLÜLER ve RÜŞVETÇİLER SAĞLIĞIMIZI ÇALIYOR !
İş dünyasında çalışanlar sanıyor ki öğle yemekleri kurumsal, prestijli bir catering markasından geliyor, uzaktan görünen resim böyle... Oysa ki hiçbir izin ve kalite belgesi olmayan merdiven altı, böcekli bir taşerondan geliyor olabilir.

İYSAD ( İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği ) Başkanı Sadık Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda şunları ifade etti:
“ Yemek hizmetini alan şirketin yetkilisi rüşvet yani kibarcası komisyon sevdasına, saygın catering firması kapasitesi yetmediği halde pazarın her segmentini ele geçirme sevdasına ve taşeron hizmeti veren küçük işletme ki ben buna işletme bile diyemem kayıt dışı merdiven altı üretici diyelim, bunlar da ekmek parası davasına el birliği ile milyonlarca çalışanın sağlığını, ülkemizin, sektörümüzün geleceğini tehdit ediyorlar ” “ Bu zincir içinde olan çalışanlara oluyor. Çünkü onlar sektörün en saygın firmalarından biri tarafından doyurulduğunu sanıyor, sağlığı ile oynandığını bilmiyor. “

HAZIR YEMEK İŞİNDE TAŞERON UYGULAMASI OLAMAZ !
Çünkü, yemek işi sadece teknoloji ve sermayeye dayanmaz; emek yoğun bi iş koludur. Üretim, kalite ve hijyen standartlarını sürdürülebilir kılmak ancak eşit paydaşlaşmış kurumsal bir organizasyon; güçlü bir sermaye yapısı ve yetişmiş, deneyimli insan gücü ile mümkündür.
Hazır yemek taşeronluğunu salça, yağ, ketçap, mayonez, çikolata vb gibi ürün taşeronluğu ile mukayese edemezsiniz; çünkü bir kap çorbanın bile içine giren onlarca malzeme var. 4-5 çeşitten oluşan bir tabldot 100’ün üzerinde kalem malzemenin bir araya gelmesinden oluşuyor. Yıkama, sanitasyon, doğrama, pişirme, saklama, haccp uygulamaları, taşıma ve servis gibi bir çok kalite kontrol sürecinden geçmesi gereken emek yoğun bir üretim zincirinden bahsediyoruz. Tüm bunlar 30-40 metrekarelik merdiven altı mutfaklarda değil 100’lerce metrekarelik alt yapısı oluşturulmuş modern mutfaklar ile mümkündür.

AT ETİ Mİ YEDİRİYORLAR MİLLETE İT ETİ Mİ ?
Hangi marka yağı, hangi marka salçayı hangi marka baharatı kullanıyor taşeron? Eti, yoğurdu, sebzeyi, meyveyi, mantıyı, tatlıyı, ekmeği, turşuyu kimlerden alıyor? At eti mi yediyorlar millete it eti mi? Hammadde kalite kontrolü var mı, şebeke suyunu artıyor mu, personel ve tesis hijyeni sağlanıyor mu? Kalifiye personel ile mi çalışıyor yoksa yoldan geçenle mi? Personel eğitimi sağlanıyor mu? Taşeron firma, taşeron çalıştıran yemek şirketi ve hizmet alan müşteri tüm bunları kontrol ediyor mu? Tabi ki etmiyor; etse 4 kap yemek 2,80 TL ' ye nasıl alınır, nasıl satılır?

2,80 TL ' ye SATILAN YEMEKTE KALİTE ve SAĞLIK' tan ESER OLMAZ !
Buyrun hesaplayalım; Etin kilosu 20-25 TL. 1 kap tas kebabının içindeki sadece 150 gr etin maliyeti 3,00 – 3,75 TL. Pilavı, salatası, çorbası, tatlı ya da meyvesi derken, bir de buna üretim, tesis, vergi, ssk ve diğer işletme giderlerini ekleyelim; 4 kap yemeği 7,00 TL ye satarsanız ancak %3 kar elde edersiniz. 2,80 TL ye satılan yemek ya son kullanım tarihi geçmiş ya da 4.,5. sınıf malzeme ile yapılıyordur. Dana eti yerine at eti, eşek eti, domuz eti (basından), kıyma yerine mdm kıyma, antep fıstıklı baklava yerine bezelyeli baklava yersiniz. Hijyen ve haccp uygulamalarının yanından bile geçilmiyordur; hatta üretim personeli böcekler ile arkadaş olmuştur. İşte bu noktada sağlığımız tehlikeye giriyor. İyi yıkanmamış sebze ve meyveler, hijyeni sağlanmamış personel ve sterilize edilmemiş üretim ortamı ve üretim malzemeleri nedeni ile bir çok bakteri ve virüs vücudumuza saldırıyor. Bu esnada bağışıklığımız zayıf ise birçok dâhili hastalığa kapı açmış oluyoruz.Karbonhidratlı, bol doymuş yağlı yemekler ve açlık hissimizi daha da artıran mısır şuruplu içecek ve tatlılarla obeziteye ve kalp-damar hastalıklarına varan ciddi sağlık problemlerine yakalanıyoruz. Son kullanım tarihi geçmiş ürünler nedeniyle yaşanan zehirlenmeler can kaybı ile sonuçlanabiliyor. İnsan sağlığını ve insan canını hiçe sayan bu düzenbazları bir an önce sistemden ayıklamalıyız. Sağlık kapkaççılığına dur demeliyiz!
Karot, beton delme, beton kesme, ankraj, Karot delme, Karot kesme,
photo-men warborn ranive