Cuma, Mayıs 18, 2012
YazI Boyutu
HABERLER İYSAD Duyurular İYSAD'A ÜYELİK HAKKINDA

İYSAD'A ÜYELİK HAKKINDA

Sayın Meslektaşım,

Günlük ortalama 10 milyon insanın doyurulduğu, 30 milyon kişilik potansiyelle yerli ve yabancı büyük sermaye gruplarının ilgisini çeken, yıllık 6 milyar dolar civarında cirosu bulunan, doğrudan 500 bin, dolaylı olarak 1.5 milyon kişiye istihdam olanağı sağlayan, devletin dahi yeterince eğiterek meslek sahibi yapamadığı insanları meslek sahibi yaparak, iş öğreterek onlara ekmek ve aş verip ülkemize karşı sosyal sorumluluğunu da yerine getirerek, 1950’lerden bugüne dek Türk sanayi ve ticaret alemine neredeyse maliyetine, fedakarca, gece gündüz, kar kış, bayram tatil demeden, 24 saat 365 gün durmadan, duraksamadan yemek hizmetini aksatmayan devasa büyüklükteki sektörümüzde Türkiye’de 8 bin, İstanbul’da 4 bin yemek üreticisi faaliyet göstermektedir. Peki sadece İstanbul’da faaliyet gösteren bu 4 bin yemek üreticisinden 637’sinin Tarım Bakanlığı’ndan ruhsatlı olduğunu biliyor muydunuz? Bu ayrıcalıklı 637’den biri de sizsiniz.

İstanbul’da İl Tarım Müdürlüğü’nden ruhsat almış bu 637 işletmenin sadece 250’si derneğimizin üyesidir. Daha seçkin, daha sorumlu ve daha bilinçli olarak mesleğine sahip çıkan 250 saygın işletme…

Sizleri de derneğimizin çatısı altında görmekten onur duyacağız. Mesleğimizin daha saygın bir noktaya kavuşturulması için bu, hem bir yurttaşlık görevi hem de mesleğimize gösterdiğimiz saygının gereği olacaktır. Gelin derneğimize üye olun; mesleğimizi hak ettiği zirveye hep birlikte taşıyalım. Bu, mesleğimizin sürdürülebilirliği açısından en önemli koşullardan birisidir.

Sevgili Arkadaşlarım;

İstanbul İl Tarım Müdürlüğü’ne kayıtlı olmak elbette ki çok çok önemli, ayrıca da yasal bir zorunluluktur. Meslek onurumuz için bir o kadar önemli olan bir başka sorumluluk da İYSAD’a üye olmanızdır. İstanbul’da vergi dairesine kayıtlı 3300 tane vergi mükellefinin olduğunu da biliyor musunuz? Bu 637 kişinin dışında kalan, ruhsat almadan üretim yapan firmaların hangi koşullarda, nasıl üretim yaptığını kimse bilmiyor. Bunların sadece, hangi koşullarda ürettikleri belli olmayan yemeğin faturasını kesip tahsilâtını yaparak pastadaki payınızdan çaldığını herhalde tahmin ediyorsunuzdur. Bu, merdiven altı üretimdir, bu kayıt dışılıktır, bu gıda terörüdür, bu haksız rekabettir. Neredeyse maliyetin altında düşük fiyatla yapılan ticaret sömürülmenin, kullanılmanın diğer bir adıdır, iflastır. Yapılan yanlış rekabetin, haksız ticaretin önüne geçmek, saygın, sürdürülebilir bir gelecek güvencesi ve yeterli sermaye biriktirebilmemiz için kalitesiz üretim, düşük fiyat kıskacından, merdiven altı üretimden kurtulmamız lazım. Bizim talebimiz İl Tarım Müdürlüğü’ne müracaat eden, hazır yemek işi yapmak isteyen firmada dernek üyeliği şartının aranmasıdır. Vergi dairelerine, ticaret ve sanayi odalarına kabul edilmek için de Tarım Bakanlığı’nın ruhsat ve sicil şartlarının aranmasıdır. Bunlar olmazsa olmaz şartlar olarak mevzuatımıza girmelidir. Avrupa Birliği’ndeki uygulama da bu yöndedir. Bunun için de İYSAD çatısı altında güçlerimizi bir araya getirerek ortak aklı yaratıp Avrupa Birliği normlarına ve mevzuatlarına uygun, diğer sektörlerde (örneğin eczacılık, akaryakıt ve sağlık alanında) olduğu gibi biz de sektörümüze lisans uygulaması kazandırarak sektörümüzün yol geçen hanına çevrilmesine, ne olduğu belirsiz firmaların ve kişilerin cirit attığı, giren çıkanın belli olmadığı sahipsiz, korumasız, güvencesiz, boş bir alan olmasına dur demek istiyoruz.

1994 yılında sadece 11 arkadaşın bir araya gelerek kurmuş olduğu derneğimizin 26 Mart 2011’de gerçekleşen 8. olağan kongresinin seçkin üyeleri tarafından 2 yıllık dönem için ben ve Yönetim Kurulum görevlendirildik. Seçilmemizle birlikte hiç vakit kaybetmeden kolları sıvadık. Aday olurken 62 maddelik İleri Hedefler Bildirgesi’ni önümüze rehber olarak koyduk. (Bu bildirgeden ve çıkarttığımız dergilerden birer tane üyelik başvuru formuyla gönderiyoruz). En yakın zamanda gerçekleştireceğimiz geniş katılımlı toplantımızda sizleri de aramızda görmek bizi onurlandıracaktır. Gerekirse sizleri tek tek ziyaret edeceğiz. Daha güçlü olabilmemiz için bir olalım, iri olalım, diri olalım! Lütfen bizimle güçlerinizi birleştirin. 2012’nin başarıyla, mutlu bir şekilde geçmesini dilerken, bunun böyle olabilmesi için örgütlenerek mesleğimize sahip çıkmamız gerektiğini hatırlatmak isterim. Bunu çocuklarımız için, geleceğimiz için yapmak mecburiyetindeyiz.
Saygılarımla,

İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği Başkanı
Sadık ÇELİK

Kullanıcı Hesapları

AÇ GÖZLÜLER ve RÜŞVETÇİLER SAĞLIĞIMIZI ÇALIYOR !

İş dünyasında çalışanlar sanıyor ki öğle yemekleri kurumsal, prestijli bir catering markasından geliyor, uzaktan görünen resim böyle... Oysa ki hiçbir izin ve kalite belgesi olmayan merdiven altı, böcekli bir taşerondan geliyor olabilir.

İYSAD ( İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği ) Başkanı Sadık Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda şunları ifade etti:
“ Yemek hizmetini alan şirketin yetkilisi rüşvet yani kibarcası komisyon sevdasına, saygın catering firması kapasitesi yetmediği halde pazarın her segmentini ele geçirme sevdasına ve taşeron hizmeti veren küçük işletme ki ben buna işletme bile diyemem kayıt dışı merdiven altı üretici diyelim, bunlar da ekmek parası davasına el birliği ile milyonlarca çalışanın sağlığını, ülkemizin, sektörümüzün geleceğini tehdit ediyorlar ”“ Bu zincir içinde olan çalışanlara oluyor. Çünkü onlar sektörün en saygın firmalarından biri tarafından doyurulduğunu sanıyor, sağlığı ile oynandığını bilmiyor."

AÇ GÖZLÜLER ve RÜŞVETÇİLER SAĞLIĞIMIZI ÇALIYOR !
İş dünyasında çalışanlar sanıyor ki öğle yemekleri kurumsal, prestijli bir catering markasından geliyor, uzaktan görünen resim böyle... Oysa ki hiçbir izin ve kalite belgesi olmayan merdiven altı, böcekli bir taşerondan geliyor olabilir.

İYSAD ( İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği ) Başkanı Sadık Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda şunları ifade etti:
“ Yemek hizmetini alan şirketin yetkilisi rüşvet yani kibarcası komisyon sevdasına, saygın catering firması kapasitesi yetmediği halde pazarın her segmentini ele geçirme sevdasına ve taşeron hizmeti veren küçük işletme ki ben buna işletme bile diyemem kayıt dışı merdiven altı üretici diyelim, bunlar da ekmek parası davasına el birliği ile milyonlarca çalışanın sağlığını, ülkemizin, sektörümüzün geleceğini tehdit ediyorlar ” “ Bu zincir içinde olan çalışanlara oluyor. Çünkü onlar sektörün en saygın firmalarından biri tarafından doyurulduğunu sanıyor, sağlığı ile oynandığını bilmiyor. “

HAZIR YEMEK İŞİNDE TAŞERON UYGULAMASI OLAMAZ !
Çünkü, yemek işi sadece teknoloji ve sermayeye dayanmaz; emek yoğun bi iş koludur. Üretim, kalite ve hijyen standartlarını sürdürülebilir kılmak ancak eşit paydaşlaşmış kurumsal bir organizasyon; güçlü bir sermaye yapısı ve yetişmiş, deneyimli insan gücü ile mümkündür.
Hazır yemek taşeronluğunu salça, yağ, ketçap, mayonez, çikolata vb gibi ürün taşeronluğu ile mukayese edemezsiniz; çünkü bir kap çorbanın bile içine giren onlarca malzeme var. 4-5 çeşitten oluşan bir tabldot 100’ün üzerinde kalem malzemenin bir araya gelmesinden oluşuyor. Yıkama, sanitasyon, doğrama, pişirme, saklama, haccp uygulamaları, taşıma ve servis gibi bir çok kalite kontrol sürecinden geçmesi gereken emek yoğun bir üretim zincirinden bahsediyoruz. Tüm bunlar 30-40 metrekarelik merdiven altı mutfaklarda değil 100’lerce metrekarelik alt yapısı oluşturulmuş modern mutfaklar ile mümkündür.

AT ETİ Mİ YEDİRİYORLAR MİLLETE İT ETİ Mİ ?
Hangi marka yağı, hangi marka salçayı hangi marka baharatı kullanıyor taşeron? Eti, yoğurdu, sebzeyi, meyveyi, mantıyı, tatlıyı, ekmeği, turşuyu kimlerden alıyor? At eti mi yediyorlar millete it eti mi? Hammadde kalite kontrolü var mı, şebeke suyunu artıyor mu, personel ve tesis hijyeni sağlanıyor mu? Kalifiye personel ile mi çalışıyor yoksa yoldan geçenle mi? Personel eğitimi sağlanıyor mu? Taşeron firma, taşeron çalıştıran yemek şirketi ve hizmet alan müşteri tüm bunları kontrol ediyor mu? Tabi ki etmiyor; etse 4 kap yemek 2,80 TL ' ye nasıl alınır, nasıl satılır?

2,80 TL ' ye SATILAN YEMEKTE KALİTE ve SAĞLIK' tan ESER OLMAZ !
Buyrun hesaplayalım; Etin kilosu 20-25 TL. 1 kap tas kebabının içindeki sadece 150 gr etin maliyeti 3,00 – 3,75 TL. Pilavı, salatası, çorbası, tatlı ya da meyvesi derken, bir de buna üretim, tesis, vergi, ssk ve diğer işletme giderlerini ekleyelim; 4 kap yemeği 7,00 TL ye satarsanız ancak %3 kar elde edersiniz. 2,80 TL ye satılan yemek ya son kullanım tarihi geçmiş ya da 4.,5. sınıf malzeme ile yapılıyordur. Dana eti yerine at eti, eşek eti, domuz eti (basından), kıyma yerine mdm kıyma, antep fıstıklı baklava yerine bezelyeli baklava yersiniz. Hijyen ve haccp uygulamalarının yanından bile geçilmiyordur; hatta üretim personeli böcekler ile arkadaş olmuştur. İşte bu noktada sağlığımız tehlikeye giriyor. İyi yıkanmamış sebze ve meyveler, hijyeni sağlanmamış personel ve sterilize edilmemiş üretim ortamı ve üretim malzemeleri nedeni ile bir çok bakteri ve virüs vücudumuza saldırıyor. Bu esnada bağışıklığımız zayıf ise birçok dâhili hastalığa kapı açmış oluyoruz.Karbonhidratlı, bol doymuş yağlı yemekler ve açlık hissimizi daha da artıran mısır şuruplu içecek ve tatlılarla obeziteye ve kalp-damar hastalıklarına varan ciddi sağlık problemlerine yakalanıyoruz. Son kullanım tarihi geçmiş ürünler nedeniyle yaşanan zehirlenmeler can kaybı ile sonuçlanabiliyor. İnsan sağlığını ve insan canını hiçe sayan bu düzenbazları bir an önce sistemden ayıklamalıyız. Sağlık kapkaççılığına dur demeliyiz!
Karot, beton delme, beton kesme, ankraj, Karot delme, Karot kesme,