Cuma, Mayıs 18, 2012
YazI Boyutu
HABERLER İYSAD Duyurular TABLDOTÇULARIN ATIK YAĞLARI TOPLUMA ZARAR VERMESİN

TABLDOTÇULARIN ATIK YAĞLARI TOPLUMA ZARAR VERMESİN

Tabldot firmalarından yönetmelik gereği bedelsiz toplanan atık yağlar parayla satılıyor, hem haksız kazanca, 3.5 milyar TL' lik vergi kaybına neden oluyor, hem de toplumun sağlık, can ve mal güvenliği tehdit ediliyor. Aynı zamanda da çevre ve doğa kirliliğine yol açıyor.

İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği Başkanı ve Keyveni Kurumsal Hazır Yemek Yönetim Kurulu Başkanı Sadık Çelik “tabldot firmalarının atık yağları, kaçak yollardan araçlarda motorin yerine kullanılan 10 numara yağ ve kalitesiz hayvan yemi üretimi yapan merdiven altı firmaları için önemli bir girdi oluşturuyor” dedi. Tabldot firmalarının büyük bir çoğunluğunun yanmış yemek yağlarını para karşılığı el altından lisanslı veya lisanssız atık yağ toplayan geri dönüşüm firmalarına sattıklarını ifade eden Çelik, “bu olumsuz süreci teşvik eden asıl etken atık yağların devlet tarafından yetkilendirilmiş lisanslı firmalar tarafından bedelsiz olarak toplanması hususundaki düzenlemedir” dedi.

Atık yağın para eden bir madde olduğunu, işletmecinin, para eden bir değeri bedelsiz vermeyi istemediğini dile getiren Çelik, “bu durumda işletmeci ya atık yağı kanalizasyona döküyor ya da el altından satarak paraya çeviriyor” dedi.

Sadık Çelik sözlerine şöyle devam etti; “Kanun koyucunun çevreyi ve doğayı koruma gerekçesiyle atık yağların bedelsiz toplanması için lisanslı firmaları yetkilendirmiş olması ne yazık ki geldiğimiz nokta itibariyle amaca hizmet etmemektedir. Üstelik devletin bedelsiz toplaması için lisansladığı firmaların da bu yağları kayıt dışı olarak para karşılığı toplayıp merdiven altı kaçak üreticilere sattıkları acı bir gerçektir. Sonuç olarak ortada maddi değeri olan bir ürün vardır. Bu nedenle bedelsiz uygulamasına son verilerek bedel mukabili toplanan atık yağların lisanslı firmalar tarafından kimlere teslim edildiği kayıt altına alınmalı ve takip edilmelidir. Yapılacak yeni düzenlemelerle bedelli ve takip zorunluluğU getirilerek bir yandan vergi gibi ekonomik kayıpların önüne geçilmeli; toplumun sağlık, can ve mal güvenliği gibi önemli değerleri koruma altına alınmalı, bir yandan da çevre ve doğanın kirlenmesi önlenmelidir.”


Basın Bilgi;

İYSAD - 0 212 222 50 00 – Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Kullanıcı Hesapları

AÇ GÖZLÜLER ve RÜŞVETÇİLER SAĞLIĞIMIZI ÇALIYOR !

İş dünyasında çalışanlar sanıyor ki öğle yemekleri kurumsal, prestijli bir catering markasından geliyor, uzaktan görünen resim böyle... Oysa ki hiçbir izin ve kalite belgesi olmayan merdiven altı, böcekli bir taşerondan geliyor olabilir.

İYSAD ( İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği ) Başkanı Sadık Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda şunları ifade etti:
“ Yemek hizmetini alan şirketin yetkilisi rüşvet yani kibarcası komisyon sevdasına, saygın catering firması kapasitesi yetmediği halde pazarın her segmentini ele geçirme sevdasına ve taşeron hizmeti veren küçük işletme ki ben buna işletme bile diyemem kayıt dışı merdiven altı üretici diyelim, bunlar da ekmek parası davasına el birliği ile milyonlarca çalışanın sağlığını, ülkemizin, sektörümüzün geleceğini tehdit ediyorlar ”“ Bu zincir içinde olan çalışanlara oluyor. Çünkü onlar sektörün en saygın firmalarından biri tarafından doyurulduğunu sanıyor, sağlığı ile oynandığını bilmiyor."

AÇ GÖZLÜLER ve RÜŞVETÇİLER SAĞLIĞIMIZI ÇALIYOR !
İş dünyasında çalışanlar sanıyor ki öğle yemekleri kurumsal, prestijli bir catering markasından geliyor, uzaktan görünen resim böyle... Oysa ki hiçbir izin ve kalite belgesi olmayan merdiven altı, böcekli bir taşerondan geliyor olabilir.

İYSAD ( İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği ) Başkanı Sadık Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda şunları ifade etti:
“ Yemek hizmetini alan şirketin yetkilisi rüşvet yani kibarcası komisyon sevdasına, saygın catering firması kapasitesi yetmediği halde pazarın her segmentini ele geçirme sevdasına ve taşeron hizmeti veren küçük işletme ki ben buna işletme bile diyemem kayıt dışı merdiven altı üretici diyelim, bunlar da ekmek parası davasına el birliği ile milyonlarca çalışanın sağlığını, ülkemizin, sektörümüzün geleceğini tehdit ediyorlar ” “ Bu zincir içinde olan çalışanlara oluyor. Çünkü onlar sektörün en saygın firmalarından biri tarafından doyurulduğunu sanıyor, sağlığı ile oynandığını bilmiyor. “

HAZIR YEMEK İŞİNDE TAŞERON UYGULAMASI OLAMAZ !
Çünkü, yemek işi sadece teknoloji ve sermayeye dayanmaz; emek yoğun bi iş koludur. Üretim, kalite ve hijyen standartlarını sürdürülebilir kılmak ancak eşit paydaşlaşmış kurumsal bir organizasyon; güçlü bir sermaye yapısı ve yetişmiş, deneyimli insan gücü ile mümkündür.
Hazır yemek taşeronluğunu salça, yağ, ketçap, mayonez, çikolata vb gibi ürün taşeronluğu ile mukayese edemezsiniz; çünkü bir kap çorbanın bile içine giren onlarca malzeme var. 4-5 çeşitten oluşan bir tabldot 100’ün üzerinde kalem malzemenin bir araya gelmesinden oluşuyor. Yıkama, sanitasyon, doğrama, pişirme, saklama, haccp uygulamaları, taşıma ve servis gibi bir çok kalite kontrol sürecinden geçmesi gereken emek yoğun bir üretim zincirinden bahsediyoruz. Tüm bunlar 30-40 metrekarelik merdiven altı mutfaklarda değil 100’lerce metrekarelik alt yapısı oluşturulmuş modern mutfaklar ile mümkündür.

AT ETİ Mİ YEDİRİYORLAR MİLLETE İT ETİ Mİ ?
Hangi marka yağı, hangi marka salçayı hangi marka baharatı kullanıyor taşeron? Eti, yoğurdu, sebzeyi, meyveyi, mantıyı, tatlıyı, ekmeği, turşuyu kimlerden alıyor? At eti mi yediyorlar millete it eti mi? Hammadde kalite kontrolü var mı, şebeke suyunu artıyor mu, personel ve tesis hijyeni sağlanıyor mu? Kalifiye personel ile mi çalışıyor yoksa yoldan geçenle mi? Personel eğitimi sağlanıyor mu? Taşeron firma, taşeron çalıştıran yemek şirketi ve hizmet alan müşteri tüm bunları kontrol ediyor mu? Tabi ki etmiyor; etse 4 kap yemek 2,80 TL ' ye nasıl alınır, nasıl satılır?

2,80 TL ' ye SATILAN YEMEKTE KALİTE ve SAĞLIK' tan ESER OLMAZ !
Buyrun hesaplayalım; Etin kilosu 20-25 TL. 1 kap tas kebabının içindeki sadece 150 gr etin maliyeti 3,00 – 3,75 TL. Pilavı, salatası, çorbası, tatlı ya da meyvesi derken, bir de buna üretim, tesis, vergi, ssk ve diğer işletme giderlerini ekleyelim; 4 kap yemeği 7,00 TL ye satarsanız ancak %3 kar elde edersiniz. 2,80 TL ye satılan yemek ya son kullanım tarihi geçmiş ya da 4.,5. sınıf malzeme ile yapılıyordur. Dana eti yerine at eti, eşek eti, domuz eti (basından), kıyma yerine mdm kıyma, antep fıstıklı baklava yerine bezelyeli baklava yersiniz. Hijyen ve haccp uygulamalarının yanından bile geçilmiyordur; hatta üretim personeli böcekler ile arkadaş olmuştur. İşte bu noktada sağlığımız tehlikeye giriyor. İyi yıkanmamış sebze ve meyveler, hijyeni sağlanmamış personel ve sterilize edilmemiş üretim ortamı ve üretim malzemeleri nedeni ile bir çok bakteri ve virüs vücudumuza saldırıyor. Bu esnada bağışıklığımız zayıf ise birçok dâhili hastalığa kapı açmış oluyoruz.Karbonhidratlı, bol doymuş yağlı yemekler ve açlık hissimizi daha da artıran mısır şuruplu içecek ve tatlılarla obeziteye ve kalp-damar hastalıklarına varan ciddi sağlık problemlerine yakalanıyoruz. Son kullanım tarihi geçmiş ürünler nedeniyle yaşanan zehirlenmeler can kaybı ile sonuçlanabiliyor. İnsan sağlığını ve insan canını hiçe sayan bu düzenbazları bir an önce sistemden ayıklamalıyız. Sağlık kapkaççılığına dur demeliyiz!
Karot, beton delme, beton kesme, ankraj, Karot delme, Karot kesme,