Cuma, Mayıs 18, 2012
YazI Boyutu
HABERLER İYSAD Duyurular ET İTHALATINA İYSAD'DAN AÇIKLAMA!

ET İTHALATINA İYSAD'DAN AÇIKLAMA!

Sadık Çelik

Yaklaşan Ramazan ve Kurban Bayramı öncesi artan et fiyatlarının, 5 milyar dolar ciroya sahip, doğrudan 400 bin kişiye dolaylı olarak da 1 milyon kişiye istihdam sağlayan, günde 8 milyon insanı doyuran 7 bin yemek sanayicisinin faaliyet gösterdiği hazır yemek sektörünü derinden etkilediğini vurgulayan İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği Başkanı Sadık Çelik, piyasalar yerli üretimle dengeye kavuşana kadar ithalat üzerindeki gümrük vergisinin % 75’ten tekrar sıfır düzeyine indirilmesi için çağrıda bulundu.

Konuyla ilgili basına bir açıklama yapan İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği Başkanı Sadık Çelik şunları söyledi;

Sadık Çelik

“1990 öncesi ihmal edilen tarım ve hayvancılık alanı 1990’lı yıllarda Türkiye’yi et ithalatına gebe bırakmıştır. Açığın kapatılması için bu dönemde kesik et ithalatı yapılmıştır. Yanlış yapılan kesik et ithalatı Türk hayvancılığına onarılmaz zararlar vererek 2010’daki et krizini hazırlayan ve et ithalatının kapısının yeniden açılmasını sağlayan en büyük nedenler arasına girmiştir. Yine 2010 öncesi mera yasağı, süt tozu ithalatı, süt taban fiyatının düşük olması ve artan yem fiyatları Türk hayvancılığını ve üreticileri, tüketimi karşılayacak kadar üretim yapamaz noktaya getirmiştir. 60. hükümet de, 2010’da 35-40 liralara yaklaşan et fiyatlarındaki artışı durdurmak için canlı ve karkas et ithalatına mecbur kalmıştır. Bu amaçla gümrük vergilerini zorunlu olarak sıfırlamıştır. Bu da artan fiyatların normal seviyelere inmesini sağlamıştır. Ancak 2011 Temmuz ayına geldiğimizde hükümet haklı olarak yerli üretimi desteklemek için gümrük vergilerini yüzde 75 mertebesine kademeli olarak çıkarmıştır. Bu ise, fiyatların tekrar yükselmesine yol açmıştır; çünkü üretim hala arzulanan noktaya gelememiştir.

Bizler, yemek sanayicileri olarak, etteki fiyat istikrarının devam edeceğini düşünerek 1, 2, 3 yıllık sözleşmeler imzaladık. Ancak artan et fiyatları zaten zor ve sıkıntıda olan sektörümüzü daha da sıkıntıya sokmuştur. İYSAD olarak arzumuz; yerli üretimin elbette ki desteklenip geliştirilmesi ve üretimin, iç tüketimi karşılayabilecek seviyeye bir an evvel ulaşmasıdır. Fiyatların dengeye kavuşması ve arzın talebi karşılayabilmesi için gümrük vergilerinin tekrar aşağıya çekilmesi, özellikle damızlık hayvan ithalatına önem verilerek bu geçiş döneminde hayvan sayısının artırılması; diğer yandan da Doğu ve Güneydoğu'daki mera yasaklarının kaldırılması, süt taban fiyatlarının artırılması, süt tozu ithalatının yasaklanması, yem fiyatlarındaki artışın engellenmesi, mazot ve diğer girdilerin üretici lehine geriye çekilmesi gibi tedbirlerin acilen alınarak çok zor olan hayvan yetiştiriciliğinin sürdürülebilir olması için çeşitli teşviklerle desteklenmesi ve piyasanın gerçek anlamda dengeye kavuşmasıyla birlikte ithalatın durdurulması gerekmektedir.”



Bilgi ve iletişim için : Elçin Demiröz & Güncem Topçu - 0 212 320 57 60 / 144 – 145

Kullanıcı Hesapları

AÇ GÖZLÜLER ve RÜŞVETÇİLER SAĞLIĞIMIZI ÇALIYOR !

İş dünyasında çalışanlar sanıyor ki öğle yemekleri kurumsal, prestijli bir catering markasından geliyor, uzaktan görünen resim böyle... Oysa ki hiçbir izin ve kalite belgesi olmayan merdiven altı, böcekli bir taşerondan geliyor olabilir.

İYSAD ( İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği ) Başkanı Sadık Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda şunları ifade etti:
“ Yemek hizmetini alan şirketin yetkilisi rüşvet yani kibarcası komisyon sevdasına, saygın catering firması kapasitesi yetmediği halde pazarın her segmentini ele geçirme sevdasına ve taşeron hizmeti veren küçük işletme ki ben buna işletme bile diyemem kayıt dışı merdiven altı üretici diyelim, bunlar da ekmek parası davasına el birliği ile milyonlarca çalışanın sağlığını, ülkemizin, sektörümüzün geleceğini tehdit ediyorlar ”“ Bu zincir içinde olan çalışanlara oluyor. Çünkü onlar sektörün en saygın firmalarından biri tarafından doyurulduğunu sanıyor, sağlığı ile oynandığını bilmiyor."

AÇ GÖZLÜLER ve RÜŞVETÇİLER SAĞLIĞIMIZI ÇALIYOR !
İş dünyasında çalışanlar sanıyor ki öğle yemekleri kurumsal, prestijli bir catering markasından geliyor, uzaktan görünen resim böyle... Oysa ki hiçbir izin ve kalite belgesi olmayan merdiven altı, böcekli bir taşerondan geliyor olabilir.

İYSAD ( İstanbul Yemek Sanayicileri Derneği ) Başkanı Sadık Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamalarda şunları ifade etti:
“ Yemek hizmetini alan şirketin yetkilisi rüşvet yani kibarcası komisyon sevdasına, saygın catering firması kapasitesi yetmediği halde pazarın her segmentini ele geçirme sevdasına ve taşeron hizmeti veren küçük işletme ki ben buna işletme bile diyemem kayıt dışı merdiven altı üretici diyelim, bunlar da ekmek parası davasına el birliği ile milyonlarca çalışanın sağlığını, ülkemizin, sektörümüzün geleceğini tehdit ediyorlar ” “ Bu zincir içinde olan çalışanlara oluyor. Çünkü onlar sektörün en saygın firmalarından biri tarafından doyurulduğunu sanıyor, sağlığı ile oynandığını bilmiyor. “

HAZIR YEMEK İŞİNDE TAŞERON UYGULAMASI OLAMAZ !
Çünkü, yemek işi sadece teknoloji ve sermayeye dayanmaz; emek yoğun bi iş koludur. Üretim, kalite ve hijyen standartlarını sürdürülebilir kılmak ancak eşit paydaşlaşmış kurumsal bir organizasyon; güçlü bir sermaye yapısı ve yetişmiş, deneyimli insan gücü ile mümkündür.
Hazır yemek taşeronluğunu salça, yağ, ketçap, mayonez, çikolata vb gibi ürün taşeronluğu ile mukayese edemezsiniz; çünkü bir kap çorbanın bile içine giren onlarca malzeme var. 4-5 çeşitten oluşan bir tabldot 100’ün üzerinde kalem malzemenin bir araya gelmesinden oluşuyor. Yıkama, sanitasyon, doğrama, pişirme, saklama, haccp uygulamaları, taşıma ve servis gibi bir çok kalite kontrol sürecinden geçmesi gereken emek yoğun bir üretim zincirinden bahsediyoruz. Tüm bunlar 30-40 metrekarelik merdiven altı mutfaklarda değil 100’lerce metrekarelik alt yapısı oluşturulmuş modern mutfaklar ile mümkündür.

AT ETİ Mİ YEDİRİYORLAR MİLLETE İT ETİ Mİ ?
Hangi marka yağı, hangi marka salçayı hangi marka baharatı kullanıyor taşeron? Eti, yoğurdu, sebzeyi, meyveyi, mantıyı, tatlıyı, ekmeği, turşuyu kimlerden alıyor? At eti mi yediyorlar millete it eti mi? Hammadde kalite kontrolü var mı, şebeke suyunu artıyor mu, personel ve tesis hijyeni sağlanıyor mu? Kalifiye personel ile mi çalışıyor yoksa yoldan geçenle mi? Personel eğitimi sağlanıyor mu? Taşeron firma, taşeron çalıştıran yemek şirketi ve hizmet alan müşteri tüm bunları kontrol ediyor mu? Tabi ki etmiyor; etse 4 kap yemek 2,80 TL ' ye nasıl alınır, nasıl satılır?

2,80 TL ' ye SATILAN YEMEKTE KALİTE ve SAĞLIK' tan ESER OLMAZ !
Buyrun hesaplayalım; Etin kilosu 20-25 TL. 1 kap tas kebabının içindeki sadece 150 gr etin maliyeti 3,00 – 3,75 TL. Pilavı, salatası, çorbası, tatlı ya da meyvesi derken, bir de buna üretim, tesis, vergi, ssk ve diğer işletme giderlerini ekleyelim; 4 kap yemeği 7,00 TL ye satarsanız ancak %3 kar elde edersiniz. 2,80 TL ye satılan yemek ya son kullanım tarihi geçmiş ya da 4.,5. sınıf malzeme ile yapılıyordur. Dana eti yerine at eti, eşek eti, domuz eti (basından), kıyma yerine mdm kıyma, antep fıstıklı baklava yerine bezelyeli baklava yersiniz. Hijyen ve haccp uygulamalarının yanından bile geçilmiyordur; hatta üretim personeli böcekler ile arkadaş olmuştur. İşte bu noktada sağlığımız tehlikeye giriyor. İyi yıkanmamış sebze ve meyveler, hijyeni sağlanmamış personel ve sterilize edilmemiş üretim ortamı ve üretim malzemeleri nedeni ile bir çok bakteri ve virüs vücudumuza saldırıyor. Bu esnada bağışıklığımız zayıf ise birçok dâhili hastalığa kapı açmış oluyoruz.Karbonhidratlı, bol doymuş yağlı yemekler ve açlık hissimizi daha da artıran mısır şuruplu içecek ve tatlılarla obeziteye ve kalp-damar hastalıklarına varan ciddi sağlık problemlerine yakalanıyoruz. Son kullanım tarihi geçmiş ürünler nedeniyle yaşanan zehirlenmeler can kaybı ile sonuçlanabiliyor. İnsan sağlığını ve insan canını hiçe sayan bu düzenbazları bir an önce sistemden ayıklamalıyız. Sağlık kapkaççılığına dur demeliyiz!
Karot, beton delme, beton kesme, ankraj, Karot delme, Karot kesme,
mebel manin vava